Öz
Giriş
Gebelik sırasında Toxoplasma gondii (T. gondii), rubella virüsü ve sitomegalovirüs (CMV) ile gelişen maternal enfeksiyonlar, vertikal geçişe ve olumsuz fetal veya neonatal sonuçlara yol açabilir. Bu patojenler mikrobiyolojik özellikleri ve korunma stratejileri bakımından farklılık gösterse de, serolojinin bağışıklık, duyarlılık ve olası yeni enfeksiyonu değerlendirmedeki merkezi rolü nedeniyle antenatal bakımda yaygın olarak birlikte değerlendirilirler. Uzun vadeli seroepidemiyolojik veriler, antenatal tarama uygulamaları ve sürveyans stratejileri hakkında bilgi sağlamak açısından önemlidir.
Gereç ve Yöntemler
Bu retrospektif çalışmada, Ocak 2012 ile Aralık 2022 tarihleri arasında üçüncü basamak bir kadın doğum kliniğine başvuran gebe kadınların antenatal kayıtları incelenmiştir. Laboratuvar kayıtlarından maternal yaş, test sırasındaki gebelik haftası ile T. gondii, rubella virüsü ve CMV için immünoglobulün G (IgG) ve immünoglobulün M (IgM) serolojik sonuçları elde edilmiştir. Yıllık seropozitiflik oranları hesaplanmıştır. Yıllık IgG seroprevalansındaki zamansal eğilimler, yılın sürekli bir öngörücü değişken olarak kullanıldığı binomiyal genelleştirilmiş lineer modeller kullanılarak değerlendirilmiştir.
Bulgular
Çalışmaya toplam 16.877 gebe kadın dahil edilmiştir (ortalama yaş 28,7 ± 5,2 yıl; test sırasındaki ortalama gebelik haftası 14,0 ± 5,5 hafta). Genel IgG seroprevalansı T. gondii için %31,5, rubella için %94,8 ve CMV için %96,9 olarak saptanırken; IgM pozitifliği her üç enfeksiyon için de düşük kalmıştır (sırasıyla %0,5, %0,1 ve %0,1). Yıllık IgG seroprevalansı yıldan yıla orta dereceli varyasyonlar göstermiş, ancak hiçbir patojen için 11 yıllık dönem boyunca istatistiksel olarak anlamlı bir lineer eğilim göstermemiştir (tümü için p > 0,05). IgM eğilim analizleri, vaka sayılarının çok düşük olması nedeniyle sınırlı kalmıştır.
Sonuç
On bir yıllık dönem boyunca gebe kadınlar arasında IgG seroprevalansı rubella ve CMV için yüksek, T. gondii için orta düzeyde seyretmiş; IgM pozitifliği ise tutarlı bir şekilde düşük kalmıştır. Anlamlı lineer eğilimlerin olmaması, konjenital enfeksiyon risklerini yönetmek için sürdürülebilir antenatal serolojik sürveyansın ve koruyucu danışmanlığın önemini desteklemektedir.


