Öz
Giriş
Antiretroviral tedavinin (ART) kullanıma girmesi, insan immün yetmezlik virüsü (HIV) ile yaşayan bireylerin yaşam süresi ve yaşam kalitesini belirgin şekilde artırmıştır. Bununla birlikte, ART başlanmasını takiben immün fonksiyonların hızlı şekilde yeniden kazanılması, klinik kötüleşmeye yol açabilen immün rekonstitüsyon inflamatuvar sendromunu (IRIS) tetikleyebilmektedir. Bu çalışmanın amacı, IRIS gelişen HIV enfekte hastaların klinik özelliklerini, tedavi yaklaşımlarını ve sonuçlarını değerlendirmektir.
Gereç ve Yöntemler
Bu retrospektif çok merkezli çalışmaya 13 merkez katıldı. IRIS tanısı alan 31 HIV ile enfekte hastanın verileri elektronik hasta kayıtlarından elde edilerek analiz edildi. Demografik özellikler, ART başlangıcındaki immünolojik ve virolojik durum, IRIS tipi, eşlik eden fırsatçı enfeksiyonlar, tedavi yaklaşımları ve klinik sonuçlar değerlendirildi. Ayrıca, IRIS geliştikten sonra yaşayan 26 hasta ile ölen 5 hastanın klinik ve laboratuvar özellikleri karşılaştırıldı. İstatistiksel anlamlılık düzeyi p < 0,05 olarak kabul edildi.
Bulgular
IRIS gelişen HIV ile enfekte hastaların ART başlangıcındaki ortalama yaşı 42,74 ± 12 yıl (medyan: 43; minimum-maksimum: 18-61) idi. Olguların 21’inde (%67,7) paradoksal, 10’unda (%32,3) ise maskelenmemiş IRIS gelişti. En sık görülen fırsatçı enfeksiyonlar Mycobacterium tuberculosis, Pneumocystis jirovecii ve sitomegalovirüs hastalığı idi. Hastaların %71’inde ART başlangıcında CD4+ T lenfosit sayısı <100 hücre/mm3, %74’ünde ise HIV RNA düzeyi >100,000 IU/mL olarak saptandı. Tanımlayıcı mortalite analizinde santral sinir sistemi (SSS) tutulumu (p = 0,001), progresif multifokal lökoensefalopati (PML) (p = 0,012), lenfoma (p = 0,020), menenjismus (p = 0,048) ve kötüleşen beyin omurilik sıvısı bulguları (p = 0,012) ölen hastalarda daha sık gözlendi; benzer şekilde ART başlangıcındaki lenfosit sayısı da ölen hastalarda daha yüksekti (medyan: 1640’a karşı 870 hücre/mm3, p = 0,036).
Sonuç
Bu çalışmada IRIS gelişen hastaların büyük çoğunluğunda ART başlangıcında ileri derecede immünsüpresyon ve yüksek viral yük bulunduğu gösterildi. SSS tutulumu ve PML ölen hastalarda daha sık gözlendi; ancak ölüm sayısının azlığı nedeniyle bu bulgular hipotez oluşturucudur ve daha geniş çok merkezli çalışmalarda doğrulanmalıdır.


